HZ. SÜLEYMAN'DAN ASRIMIZA DERSLER

Sonsuz rahmet sahibi Allah'ın insanlara bir öğüt ve hidayet rehberi olarak indirdiği Kuran'da, peygamberlerimizin kıssalarından ve onların din ahlakını yaymak için gösterdikleri kararlı mücadeleden çok hikmetli örnekler aktarılır. Rabbimiz'in görkemli bir iktidar ve hakimiyet nasip ettiği Hz. Süleyman da, din ahlakını tebliğ ederken örnek bir ahlak sergileyen bu değerli hidayet önderlerinden biridir.

Hz. Süleyman, Yüce Allah'ın sınırlarını titizlikle korumuş ve din ahlakını dünya üzerinde hakim kılmak için ciddi çaba sarf etmiş mübarek bir peygamberdir. Bu nedenle diğer tüm peygamberlerin olduğu gibi Allah'ın birçok yönden üstün kıldığı Hz. Süleyman'ın da Kuran'da bildirilen özelliklerini tanımak, büyük önem taşımaktadır. Çünkü müminlerin Hz. Süleyman'ın özelliklerini tanımaları onun üstün ahlakını örnek almalarına vesile olacaktır. Ayrıca Hz. Süleyman'ın kıssalarının bildirildiği ayetler incelendiğinde, her birinin günümüze ışık tutan pek çok önemli işaretler ve hikmetler de taşıdığı görülecektir.

Hz. Süleyman'ın Üstün Ahlakı

Hz. Süleyman Yalnızca Allah Rızası için Mala Sevgi Duymuştur

Mal ve mülk sevgisi bazı insanların kalbini katılaştırır ve onları din ahlakından uzaklaştırır. Çünkü ellerindeki malı kendilerinin bir kazancı zanneder, bundan dolayı "müstağniyet" (yeterlilik hissi, Allah'a karşı muhtaç olduğunu unutma) duyarlar. Daha fazla mal edinmek için hırsa kapılırlar. Ancak samimi iman sahibi müminlerin, Allah'ın kendilerine nasip ettiği mal ve mülke yaklaşımı gaflet içindeki bu insanlardan çok daha farklıdır. Onlar Allah'ın vermiş olduğu tüm imkanlara şükreder ve bu imkanları O'nun rızası için O'nun yolunda kullanırlar.

Hz. Süleyman kıssası müminler için çok dikkat çekici bir örnektir. Müslümanların yeryüzünü nasıl güzel eserlerle donatabileceklerini, sanatta ve estetikte nasıl ilerleyebileceklerini göstermek açısından önemli bir örnek oluşturur.

Hz. Süleyman sahip olduğu ihtişamlı malları düşünüp Allah'ı övgüyle yüceltmiş, mala olan sevgisinin kaynağının Allah'ı zikretmek olduğunu vurgulamıştır.

Hz. Süleyman, kimseye nasip olmayan bir iktidarı elinde tutmasına rağmen, her zaman Allah'a karşı içli ve derin bir saygı içinde olmuş, tüm imkanlarıyla din ahlakının yayılması için çaba göstermiştir. Daima Allah'ı övgüyle yüceltmiş, mala olan sevgisinin kaynağının Allah'ı zikretmek olduğunu vurgulamıştır.

Hz. Süleyman'ın bu ahlakı Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

"... "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim"..." (Sad Suresi, 32)

Allah bir ayette, "Süleyman'a (hükmü) kavrattık" (Enbiya Suresi, 79) şeklinde buyurarak bir insanın Allah dilemedikçe hiçbir hikmeti fark edemeyeceğini, hüküm veremeyeceğini bildirmiştir. Bir insanın kendi kudretiyle bir olayı kavraması, yargıya varıp bir hüküm vermesi kesinlikle mümkün değildir. Çünkü hükmü veren Allah'tır. O hüküm ve hikmet sahibi olandır.

Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir." Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." (Neml Suresi, 44)

Hz. Süleyman'ın Sanata ve Estetiğe Verdiği Önem

Var olan her güzellik, onu Yaratan Rabbimiz'in sonsuz ilminin delillerindendir. İnsanı "en güzel surette" yaratan Allah, ona sanattan, güzellikten, estetikten zevk almayı da öğretmiştir. Bu yüzden mümin güzellikten etkilenir, şükreder ve her nimet onu Rabbimiz'e daha da yakınlaştırır. Kuran'da Hz. Süleyman'ın hayatı ile ilgili verilen detaylar bu konularda çeşitli işaretler içermektedir. Allah'ın verdiği zenginlik, güç ve ihtişam, Hz. Süleyman için bir hayır, güzellik ve Allah'ın rızasını kazanmak, O'na şükretmek için bir vesile olmuştur.

Hz. Süleyman'ın yaptırmış olduğu eserler de Rabbimiz'in ona lütfettiği sanat zevkini ortaya çıkarmaktadır. Örneğin tarihi kayıtlara göre o dönemde Kudüs'te inşa edilen Hz. Süleyman'ın Sarayı, Kuran'da belirtildiğine göre çok ihtişamlı ve benzeri bulunmayan görkemli bir saraydı. Yine ayetlerde bildirildiği üzere Hz. Süleyman'ı ziyarete gelen Sebe Melikesi sarayın içine girdiğinde tüm zeminin camla kaplı olduğunu anlamamış zemini su zannetmişti.

Bu, o dönemde, insanların alışık olmadığı bir teknikti. Sebe Melikesi saraydaki ihtişamı görünce Hz. Süleyman'ın aklına, sanatına ve bilgisine teslim olmuş ve iman etmişti. (Neml Suresi, 44)

Hz. Süleyman Her İşinde Allah'a Yönelmiştir

Hz. Süleyman'ın hayatı ile ilgili olan Kuran ayetlerinde en çok dikkat çekilen konulardan biri, onun her yaptığı işte sürekli Allah'a yönelmesi, O'na dua etmesi ve her isteğini Allah'a açmasıdır. Hz. Süleyman'ın bu örnek tavrı bir ayette şöyle haber verilmiştir:

"Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi." (Sad Suresi, 30)

Hz. Süleyman, putperestliğin yaygın olduğu bir dönemde bulunmasına rağmen, din ahlakının yaşanmasında kesin bir kararlılık göstermiş ve üstün ahlakı ile tüm insanlara örnek olmuştur. Örneğin olumsuz gibi görünen herhangi bir olayla karşılaştığında hemen Allah'a yönelmiş, her konuşmasında Allah'ı zikretmiş, her kararını Allah'ın adını anarak vermiştir.

Ancak Hz. Süleyman sadece zorluk anlarında değil, herhangi bir başarı ya da zafer anında da aynı ahlakı göstermiş, daima tevazulu ve Allah'a karşı aczini bilen bir kul olmuştur.

Elde ettiği her başarının, Allah'tan bir deneme olduğunu hemen fark etmiş, başarılar karşısında da son derece tevazulu bir tutum sergilemiştir. Kuşkusuz bu ihlaslı tutum, onun her türlü başarının da her türlü zorluk gibi Allah'tan bir deneme olduğunu bilmesinin bir sonucudur.

Sürekli Allah'a Şükreden Bir Kuldu

Samimi bir Müslüman, yaşadığı her anın, yaptığı her işin Allah'ın takdiri ile gerçekleştiğini bilir ve sonucu ne olursa olsun şükreder. Örneğin, yediği yemekleri kupkuru topraktan çıkarıp en güzel ve en lezzetli şekilde kendisine sunanın ve tat alabilmesini sağlayanın Yüce Allah olduğunu bilir. Yemeği pişirene teşekkür ederken, asıl şükrün Allah'a olması gerektiğini bilir ve O'na şükreder. Hoşuna giden bir müzik dinlediğinde asıl hayranlığı, enstrümanı çalan kişiye değil, insanlara bu yeteneği ve kendisine de müzikten zevk alma hissini veren Allah'a karşı olur.

Çok istediği bir şey, hiç beklemediği bir anda gerçekleştiğinde, bunun tesadüf olmadığının şuurundadır, hemen Allah'a şükreder. Güzel bir mimari yapıyı gezdiğinde, o eseri inşa eden, dekorasyonunda rol alan kimseleri buna vesile oldukları için takdir eder, ama gerçekte tüm bu güzellikleri yaratanın Allah olduğunu unutmaz, Allah'ın büyüklüğünü övüp tesbih eder. Veya kendisinde bulunan vasıflardan dolayı da gurura kapılmaz; Allah'ın aciz bir kulu olduğunu bilerek, övgüyü daima Rabbimiz'e yöneltir.

Kuran'da, insanlara övgünün gerçek sahibinin Allah olduğu hatırlatılmış ve Allah'ı yücelterek tesbih etmeleri bildirilmiştir:

Ve de ki: "Övgü (hamd), çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır." Ve O'nu tekbir edebildikçe tekbir et. (İsra Suresi, 111)

Bütün nimetlerin ve üstün özelliklerin Allah Katından bir deneme olduğunu, bu nimetlere vereceği karşılıkla hesap gününde karşılaşacağını bilen Hz. Süleyman da, bu gerçeğe yönelik bir ahlak sergilemiş ve her zaman şükredici olmuştur.

"... "Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır." (Sebe Suresi, 13)

Şüphesiz, onun Bizim Katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır. (Sad Suresi, 40)

Sonsuz merhamet sahibi Yüce Rabbimiz, Hz. Süleyman'ın bu samimi ve ihlaslı ahlakının karşılığını en güzel şekilde vermiş ve onu "Şüphesiz, onun Bizim Katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır." (Sad Suresi, 40) ayetiyle müjdelemiştir. Bir diğer ayette ise Rabbimiz, onu ve babası Hz. Davud'u, "inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kıldığı"nı (Neml Suresi, 15) bildirmiş ve üstün ilimler nasip etmiştir. Daha önceki sayılarımızda detaylı olarak ele aldığımız bu ilimlerden bazıları şunlardır:

Hz. Süleyman'a Hüküm Verme Yetkisi Verilmiştir. (Enbiya Suresi, 79)

Hz. Süleyman'a Kuşların Konuşma Dili Öğretilmiştir. (Neml Suresi, 16)

Hz. Süleyman Dişi Karıncanın Konuşmasını Anlamıştır. (Neml Suresi, 18-19)

Rüzgar Hz. Süleyman'ın Emrine Verilmiştir. (Enbiya Suresi, 81)

Cin ve Şeytanlar Hz. Süleyman'ın Emrine Verilmiştir. (Sebe Suresi, 12)

Verilen Tüm Nimetler ve İlimler Allah'ın Birer Lütfudur

Hz. Süleyman Allah'ın kendisine lütfettiği tüm gücü ve mülkü, Allah'ın bildirdiği din ahlakını en güzel şekilde temsil ve tebliğ etmek, Rabbimiz'in eşsiz ve görkemli saltanatının herkes tarafından fark edilmesine vesile olmak ve bu yolla din ahlakını yaymak için kullanmıştır. Onun bu akıl, ilim ve sanat gücü karşısında insanlar, Allah'a iman etmeleri için yapılan davete daha kolay teslim olmuşlardır. Hz. Süleyman Allah'a olan bağlılığının karşılığını hem dünyada hem ahirette en güzel şekilde almıştır. Binlerce yıldan beri Hz. Süleyman'ın güç ve iktidarı, pek çok insanın gözünü kamaştırmış, çeşitli sanat eserlerine de konu olmuştur.

Ancak Hz. Süleyman'a verilen üstün ilimler ve çeşitli nimetler konusunda özellikle vurgulanması gereken bir husus bulunmaktadır. Tüm bu nimetleri veren, ilimleri kavratan ve tüm olayları yapan gerçekte alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Sonsuz ilim sahibi Allah, bu gerçeği Kuran'da şöyle haber vermiştir:

 

"De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip-çeviren kimdir? Onlar: "Allah" diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup- sakınmayacak mısınız?" (Yunus Suresi, 31)